Türk Eğitim-Sen, 26 Eylül Türk Dil Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda Türkçenin eğitim, bilim, teknoloji ve yapay zekâ alanlarında daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini vurguladı.
“Türkçemiz Var Olsun, Türk Dünyası’nın Ortak Dili ve Ortak Geleceği Güçlensin” başlığıyla yayımlanan açıklamada, dilin bir milletin hafızasını, kültürünü ve düşünce dünyasını taşıdığına dikkat çekildi.
Açıklamada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkçeye verdiği önem hatırlatılarak, 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyetinin kurulması ve 26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda Birinci Türk Dili Kurultayı’nın toplanmasının Türk dili çalışmalarında önemli bir dönüm noktası olduğu belirtildi.
“Türkçeyi günün en ileri bilgi dili yapmak”
Türk Eğitim-Sen, Atatürk’ün 1932 yılında ortaya koyduğu “Türkçemizi günün en ileri bilgi dili yapmak” hedefinin bugün de yol gösterici olduğunu ifade etti.
Açıklamada Türkçenin yalnızca günlük iletişim dili olarak görülmemesi gerektiği, eğitim, bilim, sanat, teknoloji, akademi ve düşünce hayatında güçlü biçimde kullanılması gerektiği vurgulandı.
Türkçenin kendi kaynaklarının araştırılması, unutulmuş kelimelerin ortaya çıkarılması ve halk dilindeki söz varlığının derlenmesinin önemine de dikkat çekildi.
Türk Dünyası için ortak dijital bilgi havuzu önerisi
Türk Eğitim-Sen, Türk Dünyası açısından ortak dil ve alfabe çalışmalarının eğitim, bilim ve teknoloji alanlarındaki iş birlikleriyle desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda üye ülkelerdeki üniversite kütüphaneleri, millî kütüphaneler ve araştırma merkezlerinin ortak bir dijital sistem üzerinden birbirine bağlanması önerildi.
Açıklamada, böyle bir sistem sayesinde farklı Türk devletlerindeki akademisyen ve öğrencilerin bilimsel kaynaklara daha hızlı ulaşabileceği, yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda oluşturulan bilimsel ve kültürel birikimin ortak bir dijital bilgi havuzunda buluşturulabileceği ifade edildi.
Yapay zekâ ve dil teknolojileri için ortak konsorsiyum önerisi
Türk Eğitim-Sen, yapay zekâ ve dil teknolojilerinin Türk Dünyası arasındaki iletişimi geliştirmek için kullanılabileceğine dikkat çekti.
Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Özbek Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve diğer Türk lehçeleri arasında anlık çeviri yapabilecek yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesinin mümkün hale geldiği belirtildi.
Bu doğrultuda, UAESEB’in öncülüğünde “Türk Dünyası Yapay Zekâ ve Dil Teknolojileri Konsorsiyumu” oluşturulması önerildi.
Konsorsiyum aracılığıyla Türk lehçelerine yönelik ortak veri tabanları ve dijital sözlükler oluşturulması, akademik ve kültürel metinlerin yapay zekâ sistemlerinin kullanımına uygun hale getirilmesi ve lehçeler arasında bilgi paylaşımını kolaylaştıracak teknolojilerin geliştirilmesi önerildi.
“Türkçe geriden gelen bir dil olmamalı”
Açıklamada, Türkçenin geleceğinin yalnızca geçmişten gelen kelimelerin korunmasıyla sınırlı olmadığı, dilin bilim, teknoloji, yapay zekâ, dijital dünya ve eğitim alanlarında da güçlü biçimde var olması gerektiği belirtildi.
Eğitim sisteminin merkezinde Türkçenin bulunması gerektiğini belirten Türk Eğitim-Sen, öğrencilerin okuma, anlama, düşünme ve kendini ifade etme becerilerinin geliştirilmesine daha fazla önem verilmesi çağrısında bulundu.
Bilimsel çalışmaların Türkçe üretilebilmesi, akademik kaynakların artırılması ve Türkçenin bilim ve teknoloji terminolojisinin geliştirilmesi için daha güçlü politikaların oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Türk Dünyası ile eğitim ve bilim alanındaki iş birliklerinin artırılması, ortak alfabe çalışmalarının ardından ortak dijital bilgi ve kültür platformlarının hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Açıklamanın sonunda 26 Eylül Türk Dil Bayramı kutlanarak Türkçenin geçmişin hafızası, bugünün sesi ve geleceğe bırakılacak önemli bir miras olduğu ifade edildi.
Türk Eğitim-Sen mesajını, “Türkçemiz var olsun, Türk Dünyası’nın ortak dili ve ortak geleceği güçlensin” ifadeleriyle tamamladı.