12 Eylül 1980...
Türkiye'nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen tarih.
Milletin iradesi bir gecede yok sayıldı. Parlamento kapatıldı, siyasi partiler kapatıldı, siyasetçiler tutuklandı. Binlerce insan gözaltına alındı, cezaevlerine gönderildi, ağır baskı ve işkencelerle karşı karşıya kaldı.
Türkiye'nin üzerine askeri vesayetin karanlığı çöktü.
O karanlık dönemin başındaki isim ise Kenan Evren ve darbe yönetimiydi.
Kenan Evren, Türkiye'nin seçilmiş siyasi düzenine karşı yapılan 12 Eylül askeri darbesinin başındaki isimdi.
Bu gerçek unutulamaz.
Unutturulamaz.
Türkeş'i susturmak istediler, ülkücülüğü susturamadılar
12 Eylül denildiğinde Alparslan Türkeş ve ülkücü hareketin yaşadıkları mutlaka hatırlanmalıdır.
Türkeş tutuklandı.
MHP kapatıldı.
Ülkücüler ağır soruşturmalardan, davalardan ve cezaevi süreçlerinden geçirildi.
Fikirleri nedeniyle insanlar yargılandı.
Fakat darbecilerin hesap edemediği bir gerçek vardı:
Bir fikri yasaklayabilirsiniz ama onu insanların hafızasından silemezsiniz.
Alparslan Türkeş'in ülkücü düşüncesi, 12 Eylül'ün baskısıyla ortadan kalkmadı.
Ülkücüler susturulmaya çalışıldı ama ülkücülük susturulamadı.
O dönemin ülkücü hareketi içinde yer alan isimlerden biri de Devlet Bahçeli'ydi.
12 Eylül, ülkücü hareketin hafızasında yalnızca bir siyasi baskı dönemi değil, aynı zamanda ağır bedellerin ödendiği bir dönem olarak kaldı.
Türkeş'in ardından hareketin siyasi hayatındaki en önemli isimlerden biri haline gelen Bahçeli de o kuşağın içinden gelen bir isimdi.
Bu nedenle 12 Eylül'ü konuşurken Türkeş'i, ülkücüleri ve o dönemin ülkücü kadrolarını görmezden gelmek mümkün değildir.
Darbeciler tarihin karşısında kaldı
12 Eylül yönetimi siyasi partileri kapatabildi.
İnsanları tutuklayabildi.
Siyaseti susturabildi.
Ama ülkücü hareketin hafızasını yok edemedi.
Türkeş'in adı silinmedi.
Ülkücülerin mücadelesi unutulmadı.
12 Eylül'ün üzerinden yıllar geçti.
Fakat o gecenin hesabı tarihin hafızasından silinmedi.
Darbeler unutulmaz.
Çünkü darbeler yalnızca siyasi iktidarları değil, doğrudan doğruya milletin iradesini hedef alır.
15 Temmuz'u da unutmayacağız
Türkiye, 36 yıl sonra bir başka hain darbe girişimiyle yeniden karşı karşıya kaldı.
15 Temmuz 2016'da hain FETÖ, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ele geçirmek ve millet iradesini yok etmek amacıyla darbe girişiminde bulundu.
Tanklar sokağa çıktı.
Savaş uçakları halkın üzerine uçtu.
Meclis bombalandı.
Devlet kurumları hedef alındı.
Türkiye'nin dört bir yanında insanlar darbeye karşı sokağa çıktı.
15 Temmuz gecesi Türkiye, hain FETÖ'nün darbe girişimine karşı tarihi bir mücadele verdi.
O gece yaşananlar da unutulmayacak.
Unutturulmayacak.
12 Eylül'ü unutmayacağız, 15 Temmuz'u unutmayacağız
Türkiye'nin yakın tarihinde iki ayrı darbe gerçeği vardır.
12 Eylül 1980.
15 Temmuz 2016.
Biri askeri vesayetin Türkiye'yi teslim almaya çalıştığı karanlık bir dönemdi.
Diğeri ise hain FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı gerçekleştirdiği darbe girişimiydi.
Tarih bunları unutmayacak.
Biz de unutmayacağız.
12 Eylül'ü unutmayacağız.
15 Temmuz'u unutmayacağız.
Unutturmayacağız.
Çünkü unutmak, yaşananları yok saymaktır.
Unutmak, geçmişten ders almamaktır.
Unutmak, aynı karanlığın yeniden ortaya çıkmasına kapı açmaktır.
Alparslan Türkeş'i unutmayacağız.
12 Eylül'de bedel ödeyen ülkücüleri unutmayacağız.
15 Temmuz'da hain FETÖ'ye karşı direnenleri unutmayacağız.
Ve Türkiye'nin demokrasi tarihine darbe vuran hiçbir karanlık yapının yaptıklarının unutulmasına izin vermeyeceğiz.
12 Eylül'ü unutmayacağız.
15 Temmuz'u unutmayacağız.
Unutturmayacağız.
Unutursak kanımız kurusun.
Habersizseniz haberiniz olsun.
Sefer Çetinkaya