Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Siyasi tarihin utanç vesikası: 12 Eylül 1980 Darbesi

Türkiye'nin demokrasi tarihine sürülen en ağır kara lekelerden biri olan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti.

12.09.2026 11:26 12.09.2026 14:26 15040 okuma Okuma Süresi: 4 dk
Siyasi tarihin utanç vesikası: 12 Eylül 1980 Darbesi
Paylaş:
N

 

Tam 46 yıl önce bugün, Türkiye'de sandık susturuldu, Meclis kapatıldı, siyasi partiler kapılarına kilit vuruldu ve ülkenin yönetimi silahlı kuvvetlerin oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi'nin eline geçti.

12 Eylül yalnızca bir hükümetin devrilmesi değildi.

12 Eylül, milletin iradesine el konulmasıydı.

Anayasal düzen askıya alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışmaları sona erdirildi. Siyasi partiler kapatıldı. Siyasetçiler tutuklandı, sürgüne gönderildi ve siyasi yasaklarla siyasal hayatın dışına itildi.

Bugün üzerinden 46 yıl geçmiş olmasına rağmen 12 Eylül'ün bıraktığı ağır toplumsal ve siyasi izler hâlâ hafızalarda.

Bir sabah Türkiye'nin üzerine çöken darbe

12 Eylül 1980 sabahı Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in radyodan yaptığı açıklamayla Türkiye yeni ve karanlık bir döneme girdi.

Kenan Evren'in başkanlığındaki Milli Güvenlik Konseyi, yasama ve yürütme üzerindeki yetkileri devraldı.

Meclis susturuldu.

Siyasi partiler kapatıldı.

Siyasi faaliyetler durduruldu.

Ve Türkiye, demokratik siyasetin yerine askeri vesayetin geçtiği bir döneme sokuldu.

TBMM kayıtlarında da 12 Eylül sonrasında parlamentonun ve hükümetin feshedildiği, siyasi partilerin kapatıldığı ve hukuki düzenin ağır biçimde askıya alındığı belirtiliyor.

650 bin insan gözaltına alındı

12 Eylül'ün bilançosu yalnızca siyasi kurumların kapatılmasıyla sınırlı kalmadı.

TBMM kayıtlarında yer alan verilere göre darbe sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.

Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.

7 bin kişi hakkında idam cezası talep edildi, 517 kişi idam cezasına çarptırıldı ve 50 kişinin idamı infaz edildi.

Bu rakamlar bir istatistik tablosu değildir.

Bunların her biri bir insanın hayatıdır.

Bir ailenin parçalanmasıdır.

Bir annenin evladını beklemesidir.

Bir babanın yıllarca süren acısıdır.

Bir gencin geleceğinin elinden alınmasıdır.

Darbenin en ağır yüzü: İdamlar

12 Eylül döneminin hafızalara kazınan en acı başlıklarından biri de idamlardı.

Darbe yönetimi tarafından ölüm cezasına çarptırılan gençler arasında farklı siyasi görüşlerden isimler bulunuyordu.

Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu ve Erdal Eren gibi gençlerin idamları, 12 Eylül döneminin hafızalarda bıraktığı en ağır yaralar arasında yer aldı.

Özellikle Erdal Eren'in yaşıyla ilgili tartışmalar ve infaz süreci, darbe dönemindeki hukuk anlayışının en tartışmalı örneklerinden biri olarak yıllardır gündemde.

Bir ülkenin gençlerini birbirine düşman eden siyasi iklimin ardından çözüm olarak darbenin gelmesi, Türkiye'nin demokrasi tarihinde unutulması mümkün olmayan bir travma yarattı.

Gazeteci susturuldu, öğretmen atıldı, sanatçı engellendi

12 Eylül yalnızca siyasetçileri hedef almadı.

Basın, eğitim, üniversiteler, kültür ve sanat hayatı da ağır baskılarla karşı karşıya kaldı.

TBMM kayıtlarında 400 gazeteci hakkında toplam 4 bin yıl hapis cezası istendiği, gazetecilere binlerce yıl hapis cezaları verildiği, binlerce öğretmen ve öğretim görevlisinin görevlerinden uzaklaştırıldığı belirtiliyor.

Binlerce insan “sakıncalı” ilan edildi.

On binlerce insan işinden oldu.

Binlerce insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı.

Kitaplar, filmler ve yayınlar yasaklandı.

Derneklerin faaliyetleri durduruldu.

Toplumun düşünme, konuşma ve örgütlenme alanı daraltıldı.

Darbenin anayasası: 1982

12 Eylül rejiminin en kalıcı miraslarından biri ise 1982 Anayasası oldu.

Darbe yönetiminin hazırlattığı anayasa, 1982 yılında yapılan referandumla kabul edildi.

Bu anayasa, Türkiye'nin siyasal ve hukuki sisteminde darbe döneminin izlerini uzun yıllar taşıdı.

Darbecilerin kendilerini koruma altına alan düzenlemeler de bu dönemin en çok tartışılan başlıklarından biri oldu.

TBMM kaynaklarında, darbe yöneticilerinin geçici 15. maddeyle olası yargılamalara karşı koruma altına alındığı ve bunun uzun yıllar tartışma konusu olduğu belirtiliyor.

12 Eylül unutulursa tarih yeniden yazılır

12 Eylül'ün üzerinden 46 yıl geçti.

Fakat tarih yalnızca takvim yapraklarından ibaret değildir.

Tarih, yapılanların hesabını gelecek kuşaklara bırakmaktır.

12 Eylül'ü hatırlamak bir siyasi parti meselesi değildir.

Sağın, solun, milliyetçinin, muhafazakârın, sosyal demokratın ya da başka bir siyasi görüşün meselesi değildir.

Mesele, millet iradesinin tankların karşısında ezilmesine karşı çıkmaktır.

Çünkü darbe geldiğinde yalnızca bir hükümet gitmez.

Meclis gider.

Sandığın anlamı gider.

Özgür siyaset gider.

Hukukun üstünlüğü yara alır.

Ve toplum yıllarca bunun bedelini öder.

12 Eylül'ün hesabı tarih önünde kapanmadı

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında yıllar sonra dava açıldı. Mahkeme 2014 yılında iki sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi; cezalar daha sonra müebbete çevrildi.

Ancak iki sanığın 2015 yılında hayatını kaybetmesinin ardından dava sanıkların ölümü nedeniyle düştü ve süreç bu nedenle tamamlanmış bir infaz sonucuna ulaşmadı.

12 Eylül davasının hukuki seyri, darbenin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen Türkiye'nin bu karanlık dönemle yüzleşmesinin ne kadar geciktiğini de ortaya koydu.

Unutmak, darbeyi değil mağduriyeti büyütür

Bugün yapılması gereken, 12 Eylül'ü siyasi hesaplaşmaların malzemesi haline getirmek değil; darbe zihniyetini, vesayet anlayışını ve millet iradesini yok sayan bütün yaklaşımları açık biçimde reddetmektir.

Çünkü demokrasi, yalnızca seçim sandığından ibaret değildir.

Demokrasi; seçilmişlerin görev yapabilmesi, vatandaşın özgürce konuşabilmesi, basının haber yapabilmesi, yargının bağımsız çalışabilmesi ve hiçbir gücün kendisini millet iradesinin üzerinde görmemesidir.

12 Eylül'ün bize bıraktığı en ağır ders de budur:

Milletin iradesi hiçbir zaman tankların paletleri altında ezilmemelidir.

46 yıl sonra hâlâ hatırlıyorsak, bunun nedeni geçmişe takılıp kalmak değildir.

Bir daha yaşanmaması içindir.

Türkiye Bülteni – Habersizseniz haberiniz olsun.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: www.turkiyebulteni.com Muhabir: Sefer Çetinkaya
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Ömer Çelik’ten sert 12 Eylül mesajı: “Millet ve devlet düşmanı bir saldırıdır”
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Ömer Çelik’ten sert 12 Eylül mesajı: “Millet ve devlet düşmanı bir saldırıdır”
```html ```
WhatsApp
İhbar Hattı