Türkiye'nin kadın voleybolunda Avrupa'nın zirvesine yeniden çıkmasının üzerinden daha iki gün geçmedi.
Filenin Sultanları, İstanbul'daki finalde İtalya'yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu. Ay-yıldızlı formalar, Türk bayrakları ve İstiklal Marşı eşliğinde milyonlarca insan aynı gururu yaşadı.
Millet sevindi.
Genç kızlarımız sevindi.
Anneler, babalar, çocuklar sevindi.
Türkiye'nin dört bir yanında bayraklar dalgalandı.
Tam da böyle bir günde yapılması gereken, bu genç sporcuların başarısını alkışlamak, emeklerini takdir etmek ve milletin sevincine ortak olmaktır.
Ama yine olmadı.
Yine birileri, milletin ortak sevincini kendi ideolojik penceresinden tarif etmeye kalktı.
Mesele gerçekten “sultan” kelimesi mi?
Emin Çölaşan, “Filenin Sultanları” ifadesine bir kez daha itiraz ediyor.
Üstelik bunu yalnızca eleştirmekle kalmıyor; bu ifadenin yerine “Atatürk'ün kızları” denilmesini istiyor.
Peki soralım:
Neden?
“Filenin Sultanları” denildiğinde Türkiye'de kimse yeniden sultanlık rejimi kurulacağını düşünmüyor.
Kimse padişah aramıyor.
Kimse Osmanlı Devleti'ni yeniden kurmaya çalışmıyor.
Kimse Cumhuriyet'i tartışmaya açmıyor.
Bu, yıllardır Türk kadın voleybolu ile özdeşleşmiş bir spor lakabıdır.
Nitekim Türkiye Voleybol Federasyonu da takımımızı açıkça “Filenin Sultanları” olarak tanımlıyor.
O halde mesele neden bu kadar büyütülüyor?
Atatürk'e saygı başka, her başarıyı Atatürk'e mal etmek başka
Burada çok net konuşalım.
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur.
Atatürk'ün Türk tarihindeki yeri ve Cumhuriyet'in kuruluşundaki rolü inkâr edilemez.
Biz Atatürk'e düşmanlık ederek siyaset yapmayız.
Ancak Atatürk'e saygı göstermek başka şeydir; Türkiye'de ortaya çıkan her başarıyı yalnızca Atatürk'ün adı üzerinden açıklamaya çalışmak başka şeydir.
Bugün o parkede kim vardı?
Melissa Vargas vardı.
Eda Erdem vardı.
Zehra Güneş vardı.
İlkin Aydın vardı.
Ve Türkiye'nin formasını taşıyan birbirinden değerli genç kadınlarımız vardı.
Onların arkasında yıllarca çalışan aileleri vardı.
Antrenörleri vardı.
Kulüpleri vardı.
Türk voleybolunun emekçileri vardı.
Federasyon vardı.
Ve en önemlisi, kendi yetenekleri, alın terleri ve mücadeleleri vardı.
Bir sporcu başarısını sadece bir tarihî şahsiyetin adıyla açıklamak, o sporcunun kendi emeğini küçültmek olmaz mı?
O kızlar bir kesimin değil, Türkiye'nin kızlarıdır
Asıl üzerinde düşünülmesi gereken nokta budur.
Bu kızlar yalnızca Atatürkçülerin kızları değildir.
Yalnızca muhafazakârların kızları değildir.
Yalnızca milliyetçilerin kızları değildir.
Yalnızca bir siyasi görüşün temsilcileri hiç değildir.
Onlar Türkiye'nin kızlarıdır.
Onları Anadolu'nun küçük bir ilçesinde televizyon başında izleyen başörtülü bir anne de alkışlıyor.
İstanbul'daki genç bir öğrenci de alkışlıyor.
Atatürkçü bir vatandaş da alkışlıyor.
Muhafazakâr bir aile de alkışlıyor.
Milliyetçi bir genç de alkışlıyor.
Çünkü o formanın üzerinde siyasi parti amblemi yok.
Ay-yıldız var.
İşte mesele tam olarak budur.
Bizim ortak paydamız bayraktır
Bizim için vatan vardır.
Millet vardır.
Türk bayrağı vardır.
İstiklal Marşı vardır.
Bu milletin yüzyıllardır taşıdığı İslam ve Kur'an hassasiyeti vardır.
Ve elbette Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk vardır.
Bunları birbirinin düşmanı haline getirmeye gerek yoktur.
Atatürk'e saygı göstermek için İslam'ı küçümsemek gerekmediği gibi, İslam'a ve milli-manevi değerlerimize sahip çıkmak için Atatürk'e düşman olmak da gerekmez.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey kavga değil, ortak paydadır.
“Sultan” kelimesinden rahatsız olanlar önce milletin diline kulak versin
Bir lakap yıllardır milletin dilinde yer etmişse, artık o lakabın toplumsal karşılığını görmek gerekir.
“Filenin Sultanları” denildiğinde herkes neyin kastedildiğini biliyor.
Üstelik bu ifade yalnızca Türkiye'de kullanılan sıradan bir söylem de değil; uluslararası spor haberlerinde dahi takımımızın bilinen adı olarak kullanılıyor.
Peki şimdi ne yapacağız?
Bir köşe yazarı rahatsız oldu diye milletin kullandığı ifadeyi mi değiştireceğiz?
Bir gazeteci uygun bulmadı diye yıllardır benimsenen bir spor lakabını çöpe mi atacağız?
Hayır.
Milletin sevgisine tepeden bakılmaz.
Milletin diline yukarıdan isim verilmez.
Milletin ortak sevincine ideolojik ayar çekilmez.
Bırakın kızlarımızın başarısı konuşulsun
Türkiye'nin kadın voleybolcuları, Avrupa'nın zirvesine çıktı.
İtalya'yı 3-2 yendiler.
İkinci kez Avrupa şampiyonu oldular.
Üstelik bunu kendi evimizde, kendi seyircimizin önünde yaptılar.
Şimdi bizim konuşmamız gereken şey budur.
Gençlerimizin spora yönelmesini konuşalım.
Kadınlarımızın uluslararası başarılarını konuşalım.
Türk sporunun dünya arenasındaki yükselişini konuşalım.
Çocuklarımızın bu sporcuları örnek almasını konuşalım.
Ama hayır...
Daha kupa havaya kaldırılır kaldırılmaz yine aynı eski tartışmayı çıkarıyoruz:
“Sultan mı, Atatürk'ün kızları mı?”
Neden?
Neden bu milletin sevincini bile bir kamplaşma alanına çevirmek zorundayız?
Bizim cevabımız açık
İsteyen “Atatürk'ün kızları” desin.
Buna itirazımız yok.
İsteyen “Milli Takımımız” desin.
Ona da itirazımız yok.
Ama milyonlarca insanın gönlünde yer etmiş “Filenin Sultanları” ifadesine de kimse tepeden bakmasın.
Çünkü o isim artık bir siyasi proje değildir.
O isim, milletin verdiği bir isimdir.
Ve o isimle milyonlarca insan yıllardır bu kızlarımızı seviyor.
Bizim için asıl mesele kelime değildir.
Asıl mesele ay-yıldızdır.
Asıl mesele Türk bayrağıdır.
Asıl mesele İstiklal Marşı'dır.
Asıl mesele, dünyanın dört bir yanında Türkiye'nin adını duyuran gençlerimizin başarısıdır.
Son söz
Emin Çölaşan ve onun gibi düşünenlere söyleyeceğimiz söz şudur:
Atatürk'ü sevmek, Türkiye'nin bütün başarılarını yalnızca Atatürk'ün adıyla açıklamak değildir.
Milli ve manevi değerlere sahip çıkmak da Atatürk düşmanlığı değildir.
Bu ülke tek renkten oluşmuyor.
Bu millet tek düşünceden oluşmuyor.
Ama hepimizin üzerinde birleşebileceği bir bayrak var.
Ay-yıldızlı Türk bayrağı.
Filenin Sultanları o bayrağın altında mücadele etti.
O bayrağın altında Avrupa şampiyonu oldu.
O bayrağın altında İstiklal Marşı'nı söyledi.
Şimdi bırakın millet sevinsin.
Bırakın genç kızlarımızın emeği konuşulsun.
Bırakın kupa Türkiye'nin gururu olsun.
Ve lütfen...
Milletin ortak sevincini ideolojik tartışmaların içine çekmeyin.
Çünkü o kupa ne bir siyasi görüşün ne bir ideolojinin ne de bir köşe yazarının malıdır.
O kupa Türkiye'nindir.
O bayrak Türk milletinindir.
O gurur Filenin Sultanları'nındır.
Sefer Çetinkaya
Türkiye Bülteni
Genel Yayın Yönetmeni