Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasının ardından ABD Dışişleri Bakanlığının açıklamaları Doğu Akdeniz’de yeni bir tartışma başlattı. Washington’ın ilk yanıtında diplomasi ve müzakere vurgusu öne çıkarken, sonraki açıklamasında anlaşmanın onaylanması açık biçimde eleştirildi.
İlk açıklamada diyalog ve müzakere vurgusu yapıldı
ABD Dışişleri Bakanlığı, Libya Temsilciler Meclisinin Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylamasına ilişkin ilk değerlendirmesinde, Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıkların iyi niyetli müzakerelerle çözülmesi çağrısında bulundu.
Kathimerini gazetesinin 22 Ekim tarihli haberinde aktarılan açıklamada Washington, deniz yetki alanlarına ilişkin sorunların çözülmesinin ticari yatırımların ve enerji araştırmalarının önünü açabileceğini belirtti. ABD ayrıca Türkiye ve Yunanistan’ın NATO müttefikleri olduğunu hatırlatarak iki ülkeyi anlaşmazlıklarını ikili görüşmelerle ele almaya teşvik etti.
İlk yanıtta Libya Temsilciler Meclisinin onay kararına yönelik doğrudan bir eleştiri yer almaması dikkat çekti. Ancak açıklama, Türkiye-Libya mutabakatının hukuki statüsünün ABD tarafından kabul edildiği veya tanındığı anlamına gelmiyordu.
25 Ekim’deki açıklamada daha sert ifadeler kullanıldı
ABD Dışişleri Bakanlığının 25 Ekim’de Kathimerini’ye verdiği yeni yanıtta ise farklı bir dil kullanıldı. Bakanlık sözcüsü, Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatının onaylanmasının bölgede gerilimi artırdığını belirterek gelişmeyi “yararsız ve kışkırtıcı” olarak nitelendirdi.
Açıklamada, ABD’nin bu konudaki tutumunun değişmediği özellikle vurgulandı. Washington ayrıca Doğu Akdeniz’deki bütün taraflara deniz yetki alanları anlaşmazlıklarını iyi niyetli müzakerelerle çözme ve kışkırtıcı davranışlardan kaçınma çağrısını yineledi.
İki açıklama arasındaki temel fark, ilk yanıtta öne çıkan genel diplomasi mesajına ek olarak ikinci açıklamada Libya Temsilciler Meclisinin kararına doğrudan eleştiri yöneltilmesi oldu.
Diplomatik temasların etkisi olduğu iddia edildi
Kurdistan24’ün haberinde, ABD’nin Atina’daki maslahatgüzarı Josh Huck ile bölgesel ortakların ve Washington’daki diplomatik çevrelerin temaslarının yeni açıklamanın ortaya çıkmasında etkili olduğu ileri sürüldü.
Ancak bu temasların ABD açıklamasındaki dil farklılığının doğrudan nedeni olduğu, Washington tarafından ayrıca doğrulanmış değil. Bu nedenle diplomatik baskı iddiasını kesinleşmiş bir neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Türkiye-Libya anlaşması neden önem taşıyor?
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat, iki ülkenin Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge iddialarını belirli koordinatlar çerçevesinde düzenliyor.
Libya Temsilciler Meclisi, 20 Ekim 2026’da anlaşmayı oy birliğiyle onayladı. Meclis ayrıca 2020 yılında anlaşmanın onaylanmasını reddeden ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesini öngören kararlarını yürürlükten kaldırdı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Libya’daki onay kararını memnuniyetle karşıladı. Bakanlık, mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini bildirdi.
Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ise anlaşmanın kendi deniz yetki alanlarını etkilediğini savunarak karara karşı çıkıyor. Bu nedenle mutabakat, Doğu Akdeniz’de enerji kaynakları, deniz sınırları ve bölgesel diplomasi başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor.
Washington’ın mesajı ne anlama geliyor?
ABD’nin iki açıklaması birlikte değerlendirildiğinde, Washington’ın Türkiye-Libya mutabakatının onaylanmasına ilişkin eleştirel yaklaşımını daha açık bir dille ortaya koyduğu görülüyor. Bununla birlikte ikinci açıklamada da Türkiye ve Yunanistan’a ikili görüşmelerle çözüm arama çağrısı sürdürüldü.
Dolayısıyla açıklamalar arasındaki dil farkı dikkat çekse de ABD Dışişleri Bakanlığı kendi ifadesiyle tutumunun değişmediğini belirtiyor. Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlığın diplomatik ve hukuki boyutları ise tarafların açıklamaları ve olası yeni girişimler doğrultusunda gündemde kalmaya devam edecek.
Türkiye Bülteni — Habersizseniz Haberiniz Olsun