Azerbaycan’da başörtüsü üzerinden yaşanan tartışma, yalnızca bir kıyafet meselesi değildir. Bu mesele; inanç özgürlüğünü, eğitim hakkını ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği doğrudan ilgilendirmektedir.
Bir kız çocuğunun başörtüsü taktığı için okul kapısından çevrilmesi kabul edilemez. Hiçbir öğrenci, inancı veya kıyafeti nedeniyle eğitim hakkından mahrum bırakılmamalıdır.
Türkiye 28 Şubat’ın acılarını unutmadı
Türkiye bu acıyı çok ağır yaşadı. 28 Şubat sürecinde, kuru bir laiklik anlayışı adına başörtülü öğrencilerin eğitim hakkı engellendi; inancı nedeniyle insanlar baskıyla karşılaştı, aileler çaresiz bırakıldı, gençlerin hayalleri yarım kaldı. İnsanlar yalnızca başörtüsü taktıkları için okulların kapısından döndürüldü; anneler evlatlarının geleceği için gözyaşı döktü.
28 Şubat, yalnızca başörtülü kadınların ve ailelerinin mağdur edildiği bir dönem değildi. Devlet ile milletin karşı karşıya geldiği, kurumlarla toplum arasında derin bir güvensizliğin ve ayrışmanın yaşandığı bir süreçti. Devletin kendi insanının inancıyla çatışması toplumsal huzura ağır zarar verdi. Türkiye’nin hafızasında derin izler bırakan bu dönem, özgürlüklerin baskıyla korunamayacağını açıkça gösterdi.
Azerbaycan aynı acıların yaşanmasını beklemeden Türkiye’nin tecrübesinden ders çıkarmalıdır. Laiklik, insanların inancını baskı altına almanın değil, farklı inanç ve yaşam biçimlerinin özgürce var olabilmesinin güvencesi olmalıdır. Hiçbir kız çocuğu başörtüsü nedeniyle eğitiminden, hiçbir aile evladının geleceğinden mahrum bırakılmamalıdır.
İsrail’in bölgesel hesaplarına karşı uyanık olmalıyız
İsrail’in bölgedeki politikaları ve Türk dünyası üzerindeki olası etkileri de dikkatle değerlendirilmelidir. Türkiye ile Azerbaycan’ın arasına güvensizlik sokacak, Türk dünyasını kendi içinde tartışmalarla zayıflatacak gelişmelere karşı uyanık olmak zorundayız. İsrail’in Türkiye, Azerbaycan ve Türk dünyası arasındaki gerilimlerden yararlanmasına izin verilmemelidir. Kardeşler arasındaki sorunlar, dış güçlerin bölgesel hesaplarına malzeme hâline gelmemelidir.
Ancak en önemli sorumluluk, sorunları büyümeden çözmek ve kardeşliğe zarar verecek adımlardan kaçınmaktır. Azerbaycan yönetimi, başörtüsü meselesini eğitim hakkını ve inanç özgürlüğünü koruyacak adil bir anlayışla ele almalıdır.
İki devlet, bir millet; özgürlükte de kardeşlikte de
Karabağ mücadelesinde Türkiye Azerbaycan’ın yanında durdu. Sevinçte de zorlukta da iki ülkenin halkları birbirine destek oldu. Şimdi de kardeşliğin gereği, sorunları görmezden gelmek değil; birbirinin hassasiyetlerini anlayarak çözüm aramaktır.
“İki devlet, bir millet” sözü yalnızca zafer günlerinde söylenecek bir slogan değildir. Gerçek kardeşlik, zor meseleleri de konuşabilmek ve geçmişin acılarından birlikte ders çıkarabilmektir.
Azerbaycan’a çağrımız açıktır: Türkiye’nin 28 Şubat’ta yaşadığı acıları hatırlayın. İnanç özgürlüğünü kısıtlayan uygulamaların toplumu nasıl ayrıştırdığını göz önünde bulundurun. Başörtüsü nedeniyle hiçbir öğrencinin eğitim hakkı engellenmesin; Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik de bu tartışmanın gölgesinde kalmasın.
Başörtüsü özgürlük meselesidir. Eğitim hakkı temel bir haktır. Türkiye-Azerbaycan kardeşliği ise korunması gereken ortak bir emanettir.
Sefer Çetinkaya
Türkiye Bülteni — Genel Yayın Yönetmeni
Türkiye Bülteni — Habersizseniz Haberiniz Olsun