Bugun...


Tayfun ÜNAL


Facebookta Paylaş









Temiz olmayan eve misafir gelmez
Tarih: 21-04-2019 15:11:00 Güncelleme: 21-04-2019 15:11:00


Yurttan Sesler
Hazır mısınız? Yazıyorum.
Temiz olmayan eve misafir gelmez.
Somut tanımlamalarla soyut alemi anlatmak ve biçimlenmesine katkı sağlamak daha kolaydır diye atılmış bir başlık olduğu ortaya çıkar nesrin sonunda. Nesrin sonunu merak edin... 

 

Özünün güzelliği yüzüne yansıyan insanlarla vakit geçirmek, hayatı onlarla paylaşmak ve yüzüne bakma bahtiyarlığını bir nasip olarak mütalaa etmek, ihtiyaçtan olsa gerek. Muhtaç olduğumuz, ihtiyaç listemizin başında bulunan en hayati şeylerden biri, kerem ve arif yürekli insanların mahbubu olmak. Geniş ve tertemiz olsun isteriz, huzur bulmayı umduğumuz, mihmanı olacağımız gönlün. Kendimizi emanet edeceğimiz insanın somut özellikleri ne derece değerli olursa olsun, soyut özelliklerini kalibremizle karşılaştırır, münasip ise tereddütsüz yol alır, münasip değil ise frene basarız. 

 

“Seni bir mecliste hecil düşürür
 Kötülerle konup göçücü olma”

diye nasihat eden Karacaoğlan’a güvenmeliyiz bu noktada.
Özü yüzüne yansır dedik ya işte bunu da şöyle anlatabiliriz; Kurduğu cümleler öyledir ki seçtiği kelimelerin bile sert sesli ya da sert sessiz olmamasına ihtimam gösterir. Ağızları dualıdır, kelamları kibardır, selamları şifadır. Söyleminin eylemiyle insicamına ziyadesiyle dikkat eder. Üretken ve doğurgandır, çoğulcu ve kucaklayıcıdır, toparlayıcı ve nasihatkârdır. 

 

Bir yanda böyle güven ve huzur veren varken diğer yanda tam aksi olanı görsek hangisini seçeriz? 
Yani şöyle diyelim; Sabah karşılaşıp da gününüzün berbat geçmesini istemeyeceğiniz kadar sert bakan, kötü kokan, ima ve vurgusuyla bile kalbinize fesat sokan, cümlesine küfürle başlayan ya da küfürle bitiren, her bahsi dünyalık ve de hep kendi kazancını işaret eden, sizi, beni, bizi kendisinin birer ulak yahut uşağı ve daha ötesi ahmak gibi gören... Sabah görmesek hatta hiç görmesek ne iyi olur, diyeceğimiz toplum vahşisi... 
Bir şeyi farkettim az önce. İyi ve güzeli tarif ederken ne denli iyi olabiliyorsam, kötüyü tarif ederken de aynı ölçüde kötü oluyor, hiddetleniyorum. Hiç görmesek, hiç karşılaşmasak, aklımıza bile getirmesek bu toplum vahşilerini daha iyi olacak sanırım. 

Destinin içinde ne varsa dışına da o sızıyor. Evde aile bireylerimize, işte mesaidaşlarımıza, komşularımıza, hemşehrilerimize, yurttaşlarımıza, daha ötelerden bizi kıskanarak izleyen dünyadaşlarımıza, giyim ve davranışlarımızla, çalışma ve iş ahlakımızla, insanlık için faydalı olacak üretim ve eserlerimizle, güler güzümüzle, şirin sözümüzle, içi bal dolu bir desti olduğumuzu ispatlayalım. 
İstirhamım o ki buna hususen sosyal medyayı kullanırken daha ziyade dikkat edelim. İyiyi sergileyelim, kötüyü sürgüleyelim. İçimizi temizleyelim. İçimizin temiz olduğundan eminsek, birilerinin kirletmesine müsade etmeyelim. İçimizi, yüreğimizi temiz tutalım ki misafirimiz eksik olmasın. 
Temiz olmayan eve misafir gelmez, unutmayalım. 
 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
YUKARI