Bugun...


Ahmet AY


Facebookta Paylaş









UYAN,YENİDEN DİRİLİŞ VAKTİ
Tarih: 08-09-2017 14:04:00 Güncelleme: 11-09-2017 11:40:00


Günlerdir yol yürümüştü sırtındaki oğluyla, çünkü bir anda başlayan bu işgal felaketinden ancak -şehirden 30 km uzaklıktaki- bu dağa sığınabilirlerdi. Karanlık bastıktan sonra köylülerin yaylak olarak kullandıkları dağın zirvesine yakın kayalıklara vardı sırtında oğluyla.

Silah ve bomba sesleri kulakları sağır edercesine bütün ovaya yayılıyordu. Mahşer gibi her yer. Daha önce korkunun böylesini görmemişti Canan. Korkusu ölüm değildi, henüz 4 yaşındaki oğlu Aliyar için tedirgindi. Aliyar da Aliyar yani, kahramanlıkta cepheye giden babası Murat’a çekmiş, yaşına rağmen beraberinde getirdiği oyuncak silahını gösterip, “Anne ya, ben neden savaşa gitmiyorum? Bom bom bom…” diye sitem ediyordu.

Dağın yamacında mağara olmasa da oyuk kayanın içinde saklanabilecekleri 2-3 kişiye yeter yer vardı. Oturdular, çok yorulmuşlardı. Biraz nefes aldıktan sonra aç aç uykuyan oğlu Aliyar’ı beraberinde getirdiği tek eşya olan kırmızı siyah battaniyeye yatırdı, üstünü de battaniyenin diğer yarısıyla örttü.

Gökyüzü kapkaraydı, bombaların sebep oldukları toz ve duman bulutları her yeri sarmıştı. Bir karartı, evet evet aşağıdan gelen Murat’dı, bağırmak istedi, ama ne hikmetse sesi çıkmıyordu Canan’ın, kalkmak istedi başaramadı, sanki lal, kötürüm olmuştu, bir anlam veremedi konuşamayışına ve kalkamayışına. Unuttu Murat’ı ve gelişini. Karşı dağın tepesinde ışıldak, elektrik gibi yanıp sönen ışığı gördü. Derin bir ah çekti. Daha 6 yıl önce nişanlı iken çok sevdiği arkadaşları ile köylerinin biraz gerisinde bulunan tepedeki sohbetlerini hatırladı Canan. Farkında olmadan gülümsedi, o gece arkadaşları ile kayanın tepesinde oturmuşlardı. Abisi İsmail de nişanlısı Hüsna ile gelmişti. Karşı dağın eteklerinde yanıp yanıp sönen ışığı gören Hüsna korku içinde, “İsmail, bu ışık cin lambası olmasın?” demişti de hep beraber kahkahalarla gülmüşlerdi.

Gecenin karanlığına rağmen bomba sesleri azalmıyordu. Canan büyük acıyla kıvranan bir yaralı ceylan gibi derin derin inledi ve “Allah ikram ettiği nimetinin kadrini bilmeyenleri bizi böyle cezalandırdığı gibi cezalandırır. Önceleri FETÖ’yü olduğu gibi tanımadık, sonra Haçlı elemanları bu FETÖ’cülerle gereği gibi mücadele etmedik, olacağı bu.” dedi dizlerini döverek.

Kalkıp toprakla abdest/teyemmüm alıp akşam ve yatsı namazlarını kıldı. İlk iki rekâtlarda hıçkırıklarla zammi’l sure olarak Nasr, İhlas, Duha ve İnşirah Surelerini okudu. Namazlarını baştan sona gözyaşları içinde kıldı. Namazı bitirip sağa selam verdikten sonra sola selam verince Aliyar’ın uyandığını fark etti. Gözyaşlarını sildi, lakin hıçkırıkları devam ediyordu. Çok mahzundu Aliyar, “Anne neden ağlıyorsun? Bak ben varım yanında” diyebildi kısık sesiyle.

Aliyar’ı kendine doğru çekti Canan, oğlunun başını göğsüne dayadı, başladı söylenmeye;

“Cumhurbaşkanımız 3 yıl boyunca ‘bizi bölemeyeceksiniz, bize diz çöktüremeyeceksiniz’ dedi anlamadık, ‘ezanlarımızı susturamayacaksınız’ dedi, hamaset saydık, ‘bayrağımızı indiremeyeceksiniz’ dedi alkışlayıp geçtik. Artık çok geç. FETÖ ve diğer ortakları Haçlılara yol açtı, Çünkü ülke ABD ve Avrupalı kimi Haçlı devletler tarafından işgal ediliyor, bizler de Suriyeliler gibi yollara düştük, lakin gidebilecek hiçbir yerimiz-yurdumuz yok ki...” Gökyüzüne baktı Canan, sonra gözlerini yumdu, “Allah’ım, mazlumların sahibi, kimsesizlerin kimsesi, tövbe kapısı açık olsa da artık tövbe etmeye yüzümüz yok. Çünkü kendi ihmallerimizle vatanımızı kaybettik, sadece oy vererek vatan kurtaracağız sandık yanıldık. Ülkenin ve dünyanın gidişatını doğru okumadığımız için başımıza bu felaket geldi. Tarihin de, torunlarımızın da, senin de affını hak etmiyoruz.”

Aliyar anlamasa da Canan içini döküyordu.

Bir ara ben de mi silah alıp cepheye koşsam diye düşündü, bu düşüncesini sevdi, “Artık kaçma vakti değil, Hz. Sümeyyeler, Nene Natunlar kaçtılar mı ki?” dedi kendi kendine. Tam bu sırada sanki Murat göründü aşağıdan, koşmak istedi, koşamadı, kalkmak istedi doğrulamadı, seslenmek istedi konuşamadı Canan. Nereye kaybolduğunu merak etti, ama anında unuttu Murat’ı.

Daldı yine, “İyisi ben de cepheye gideyim” dedi kendi kendine. Kararını verdi, cepheye, Haçlılarla savaşmaya gidecekti ve kadınları organize etmeyi düşündü Canan. Bir nebze de olsa rahatlamıştı, hatta havaya girmiş, dudaklarından, “Başkomutan emir verdi, inin meydana… Serden geçtik, vatan, millet Allah aşkına…” mısraları dökülmeye başlamıştı bile.

Lakin bir sorun vardı: Aliyar için bir yer bulmalıydı. En iyisi annesine ulaşıp Aliyar’ı ona bırakmaktı, da, anneye nasıl ulaşacaktı?

Yine karamsarlık bastı yüreğini Canan’ın, secdeye vardı, ağlayarak, “Rabbim, biz nefsimize, milletimize zulmettik. Olan biten karşısında gerekli hassasiyeti göstermedik ve başımıza bu musibet, felaket geldi. Senden son bir isteğim var, oğlumu anneme ulaştırmam konusunda bana yol göster, göster ki lakaytlığımızla sebep olduğumuz bu işgalcilere karşı savaşayım ta ki işgalcileri yurdumuzdan defedelim ve kanımla hatamı/zı yıkayıp huzuruna öyle varayım.” dedi ve tam secdeden doğrulacakken, olduğu yerden sıçrayarak “Allah!” diye bağırdı Canan. Karşısında elinde su bardağı ile duran Aliyar ve onun arkasına saklanmaya çalışan Murat kahkahalarla gülmesinler mi?

Dün akşamdan hazırlanmışlardı ve sabah erkenden Aliyar’ı alıp çok özlediği dedesine götüreceklerdi. Murat Aliyar ile anlaşıp uykusu ağır olan Canan’ı uyandırmak için onun açık kalan sırtına bardağa koyduğu soğuk suyu dökünce Canan bu korkunç rüyayı gördüğü uykudan “Allah!” diye bağırarak uyanmıştı.

Rüyaydı yaşadığı kâbus. Canan az önce yaşadıklarının tümüyle rüya olduğuna inanamadı. Tekrar ağladı, gülümsedi, sevinç gözyaşlarını serbest bıraktı. Murat bir anlam veremedi. Hatta bir ara acaba su dökme işini abarttık mı? diye düşünüp Canan’ın iki elini ellerinin arasına alıp, “Bitanem özür dilerim, bir muziplik yapalım derken…” Canan gülümsedi, “Hayır Murat’ım, o değil” dedi, yutkundu, ağladı, boynuna sarıldı Murat’ın.

Murat mutfağa koştu, bir bardak su alıp döndü. Canan suyu yudumladıktan sonra soluklanarak, “Murat’ım, korkunç bir rüya gördüm. Rüya olduğuna seviniyorum, tabi ağlayarak.”

Murat rüyayı baştan sona merak içinde, hüzünle dinledi.

Murat ile Canan şükrettiler, hemen kalkıp abdest aldı, şükür secdesini dualarla sürdürdü Canan.

Ve Rabbine söz verdi;

“Şimdiye kadar zaman zaman anlatsak da ciddi manada ihmal ettiğimiz, adalet ve hakkaniyet davasını, milletimizin beka meselesini, İslam düşmanlarının ülkemize musallat olmalarının Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin onurlu duruşunu bozamamalarından kaynaklandığını dilimiz döndükçe anlatacağız.” dedi.

Murat da eşine sarıldı, duygulandılar. Bir adım geri gitti Murat, şehadet parmağını kaldırdı, Canan’ın gözlerinin içine baktı ve “Kasem olsun, yerin, göklerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbine and olsun ki Türk, Kürt, Zaza, Boşnak, Çerkez’iyle, Sünni’si-Alevi’siyle 81 milyonluk bu milletin dik duruşunu bozmalarına izin vermeyeceğiz. Ne pahasına olursa olsun direneceğiz, dik duracağız, ‘dünya 5’ten büyüktür’ diyeceğiz ve yeniden diriliş yolculuğumuzu tam bağımsızlıkla, adalet ve hakkaniyetle taçlandıracağız.” dedi.

Rabbulalemin selamet, bereket, nusret ve ihsanını sağanak sağanak milletimizin, ülkemizin, bölgemizin, cümlemizin üzerine yağdırsın.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
VİDEO GALERİ
  • Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
    Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
  • Suikast timinin yakalanma anı
    Suikast timinin yakalanma anı
  • Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
    Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
  • Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
    Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
  • İncirlik Üssü'nün Hikayesi
    İncirlik Üssü'nün Hikayesi
  • Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
    Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
  1. Afrikalı sefirelerden Türkçe şarkılar
  2. Suikast timinin yakalanma anı
  3. Bulaşıkçılıktan patronluğa uzanan başarı hikayesi
  4. Trafik kurallarını deneyimleyerek öğreniyorlar
  5. İncirlik Üssü'nün Hikayesi
  6. Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ABD'de BİAT gibi açıklama!
VİDEO GALERİ
YUKARI